birbirlerinin

each other's

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • ikame mal — Birbirlerinin yerine geçen, konulabilen mal …   Hukuk Sözlüğü

  • açmaz düğümü — is., den. Bir halatın iki ucunu birbirlerinin üzerinden geçirerek açılmayacakları biçimde atılan düğüm …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • altın beşik — is., ği Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki elleriyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilek güreşi — is. İki kişinin, dirseklerini bir yere dayayarak birbirlerinin bileğini bükmeye çalışması Onları merakla seyreden bir kalabalık önünde bilek güreşi yapıyorlardı. M. C. Anday …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birbiri — zm. Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu O zaman on dört paşa, büyük, hudutsuz bir hayret içinde İzzet Paşa nın, sonra da birbirlerinin yüzüne baktılar. N. S. Örik Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller birbiri için yaratılmış olmak birbirine …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elleşmek — le, hlk. 1) Elle dokunmak 2) Elle itişerek şakalaşmak 3) Alışverişte, alanla satan birbirlerinin ellerini tutup sıkarak uzlaşmak 4) Birbirinin elini sıkarak güç denemesi yapmak 5) El sıkarak selamlaşmak 6) Ağır bir yükü kaldırmak için birkaç kişi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gıyabında — zf. Kendi yokken, arkasından İkisinin de kendisine birbirlerinin gıyabında bir şey söylemek istediklerini anlayarak... P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ikame mal — is., huk. Birbirlerinin yerine geçen, konulabilen mal Şekerin bulunmadığı durumlarda pekmez bir ikame maldır …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • insani — sf., Ar. insānī İnsanca Öteden beriden konuşabilirler hatta birbirlerinin hâline insani bir alaka gösterebilirlerdi. R. N. Güntekin Birleşik Sözler insani yardım …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • itici — sf. 1) İtme işini yapan 2) mec. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen, antipatik Birbirlerinin itici özellikleriyle de şimdiki kadar burun buruna gelmiyorlardı. R. Erduran …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kamp — is., Fr. camp 1) Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri Beni öyle bir dinlenme kampına alsınlar ki kapıdan girerken kimlik kartımla birlikte kişiliğimi de kapıda bırakayım. H. Taner 2) Bu yerde konaklama Kamp hayatı. 3) Kurum… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.